Haute Couture’2025

Yazarımız , bu seneki Haute Couture defilesinden Maison Margiela, Schiaparelli, Balenciaga, Zuhair Murad ve Chanel tasarımlarını ele alıyor.

Maison Margeila

“Artisanal Collection 2025”

2025 yılının Ocak ayında, Glenn Martens John Galliano’nun halefi olarak markaya Kreatif Direktör atandı. Galliano’nun on yıllık döneminden sonra rolünü devralan Martens, Margeila’daki ilk Artisanal koleksiyonunu tasarladı. Diğer markalardan farklı olarak Margeila, Haute Couture koleksiyonu yapmaz  fakat onun yerine, kendisine has bir biçimde Artisanal koleksiyonlar yapar. Bu Artisinal koleksiyonlar klasik couture’den farklı olarak daha deneysel ve kavramsal bir yaklaşım taşımaktadır. Margeila, “reconstruction” ya da “upcycling” olarak adlandırdığımız yöntemlerle yıllardır “Moda nedir?” sorusunu sorar bize. Markanın özünü koruyarak Martens koleksiyonunda dekonstüraktif tasarımlarıyla bize aynı soruyu soruyor.  

Bu koleksiyonda runwayde gördüğümüz her modelin yüzlerini kapayan maskeler aslında Martin Margeila’dan kalmış bir gelenek, Martens belli ki ondan önce gelenlere selam veriyor. Bunun yanı sıra 10 senelik Kreatif Direktörlük yapmış John Galliano’ya da yaptığı atıflar da var. House of Margeila, Galliano’yla birlikte markanın çizgisini daha teatral, dramatik bir yapıya bürümüştü. Şovda kullanılan mekan, atmosfer de bu çerçevedeydi. Zamanında Artisinal atölyesinde çalışmış ve bu sene Chanel’in KD’ü olan Matthieu Blazy, zamanında bahsettiğimiz maskeler, dikiş teknikleri ve dekonstrüaktif estetiğinin pekiştirilmesine yardımcı olmuştu. Yani Martens’in Maison Margeila’daki ilk Artisanal koleksiyonunda markanın yıllar içinde farklı yönetimler altında gelişen kendine has yapısını ve ona miras bırakılan tekniklerini görüyoruz. Bu da akla şu soruyu getiriyor: Glenn Martens, Margeila’ya yeni ne katıyor? Martens elindeki malzemeleri kullanarak, yani bu moda evinin has ve kök özelliklerini kullanarak aslında daha önce hiç görmediğimiz parçalar sunuyor. Bu koleksiyonda kullandığı farklı materyaller ile (plastik, metal, ya da yeniden işlenmiş kumaşlar gibi) hem markanın köklerine sadık kalıyor , hem de yenilikçi yaklaşımıyla modern couture kavramını sentezliyor. Margeila’nın mirasını alıp çağdaş bir enerjiyle yeniden yorumluyor. 

Schiaparelli 

“ICARUS” 

Bu Haute Couture sezonuna başlarken kendimi eski ve sıradışı renkler ararken buldum. Kendimi 1920ler ve 1930lardan kalma kurdeleleri olan bir antikacıda buldum.” 

Daniel Roseberry ’25 Sonbahar/Kış Haute Couture koleksiyonu hakkında konuşurken ilk olarak bu iki cümleyi söylüyor. Roseberry, bu dükkanda bulduğu kurdelelerin bazılarını tasarımlarında göreceğimizi söylüyor. Bu eski kumaşlara ilk dokunduğunda yeni koleksiyonunda neyi yapmayı hedeflediğini hemen anlamış: “Eski olduğu için yeni hissettiren bir şey tasarlamak.” (Create something that feels new because it’s old.) Yeniye yönelik eskilik Roseberry’i ondan önce gelmiş tasarımcıları incelemeye itmiş. Madame Gres, Yves Saint Laurent, Charles Frederick Worth, Paul Poiret ve Azzedine Alaia… “Onların tasarımlarını kopyalamak istemedim, onlardan öğrenmek istedim.” 

Bulduğu kurdelelerin zamanına dönerek 20’lerin ve 30’ların moda dünyasını domine etmiş silüetlerle çalışmış. Deneysel silüet ve formların yanı sıra tasarımlarında yeni dikişler denediklerini söylüyor. Daniel Roseberry geçmiş ve şimdi arasında büyülü bir kapı açıyor ve bizi de içeri davet ediyor. Sürrealist özünden kopmayarak her zaman daha iyisini yaratmak için çaba gösteren Kreatif Direktör, en son bunları söylüyor: “Haute Couture tanım olarak mükemmelik arayışıdır. Her sezon bir hayalperest yolculuk, tırmanılması gereken bir yokuş, ulaşılması gereken ve her seferinde yükselen bir hedef ve vizyona ulaşmak gibi hissettiriyor. … Haute Couture bizi hiç gidilmemiş yerlere, tırmanılmamış yokuşları çıkmamız için motive ediyor. Aynı zamanda da mükemmeliyetin de bir bedeli olduğunu da. Biz couture tasarımcıları ne kadar yükselebiliriz? Güneşin olduğu tavana-ve Tanrıların- bize izin verdiği kadar.” 

   

Balenciaga

On yıllık görevinden sonra tartışmalı Kreatif Direktör Demna Gvasalia, bu koleksiyonu ile Balenciaga’daki görevini Pierpaolo Piccioli’ye bırakıyor. Tasarımları ve koleksiyonları aracılığıyla yeni bir lüks anlayışı yaratan Demna, Balenciaga’daki son koleksiyonunda da Haute Couture ve Streetwear’i harmanlayarak tasarımlarını sundu. Koleksiyon, Demna’nın Balenciaga’daki on yılını yansıtan, zarif ve ironik bir kapanış olarak anılıyor. 

       

Chanel

“31 Rue Cambon. Haute Couture’ün Adresi. » 4 yılın ardından Chanel ikonikleşmiş runway adresine, Grand Palais’e geri döndü. « Double C » olarak adlandırılan koridorları ile akıllara kazınan bu salon, ’25 Sonbahar/Kış Haute Couture koleksiyonu için tekrar Chanel’e kapılarını açtı. Koleksiyon yeni Kreatif Direktör Matthiue Blazy’e ait değil, onun koleksiyonunu Ekim ayında göreceğiz. Bu koleksiyon stüdyodaki tasarımcı grubu tarafından yapılmış ve Coco Chanel’in onunla ve markasıyla özleşmiş tüvit kumaşını bulduğu İskoçya’dan esinlenilmiş. Tüvit kumaşı neredeyse her tasarıma işlenmişti ve klasik Chanel havasını taşıyordu. Bu alışagelmiş moda çizgisi bazı insanlara zamansız ve zarif gelse de, diğer insanlar bunu sıradan buldu. The Impression, yeni koleksiyonu « Sevgili Chanel, Beklemekten Sıkıldık » adlı makalesinde « Chanel’in ayrıcalığı çok büyük: muazzam kaynaklar, nesiller boyu inşa edilmiş güven ve her moda öğrencisinin hafızasına kazınmış kodlar. Ancak provokasyon olmadan ayrıcalık sıradanlık doğurur. Bugünkü koleksiyon Chanel’in hala harika giysiler yapabildiğini gösterdi. Biz bunu zaten biliyorduk. » 

Karl Lagerfeld ölümüyle arkasında « dolduralamayacak » bir kreatif boşluk bıraktı. Görevine 1983 yılında başlayan Lagerfeld, neredeyse 40 yıl boyunca dev moda evinin hem Haute Couture hem de Ready-To-Wear koleksiyonlarını yönetti. Onun ölümü sadece bir Kreatif Direktör kaybetmek değildi, aynı zamanda markanın ruhunu ve imzasını şekillendiren kişiyi kaybetmekti. Yani Chanel, Karl’dı. 

Ölümünden sonra yerine Karl’ın yakın arkadaşı Virgine Viard atandı. O, Karl’ın stilini ve imajını en iyi bilen insanlardan biriydi. Yine de, tasarımlara ve koleksiyonlara kendi fikirlerini de eklemesi gerekiyordu. Böylelikle Karl’ın stilinden şaşmayacak halde fakat Viard’ın yorumuyla daha soft, günlük ve romantik bir Chanel’e geçiş yapıldı. Güvenli bir hamle olsa da Chanel, Karl’la yaşadığı ihtişamlı günlere dönemedi. O zamandan beri onun pozisyonu mitleştirilmiş, « doldurulamaz » bir hale gelmişti. Yıllar içinde farklı farklı tasarımcıların bu görev için düşünüldüğü dedikoduları vardı, ta ki 2024 yılının Aralık ayına kadar. O ay Matthieu Blazy Chanel’in yeni Kreatif Direktörü olarak açıklandı. O zamandar beridir moda dünyası Blazy’nin markayla ilk koleksiyonunu bekliyor. Bu Sonbahar/Kış sezonu Haute Couture koleksiyonu ise geçiş döneminin son Blazy’siz koleksiyonuydu. Gözler tüm Ekim ayı boyunca Blazy’nin üzerinde olacak gibi. Bununla birlikte, kapanışı gene The Impression’dan bir söz ile yapmak istiyorum: « Tasarım, Chanel’in doğuştan hakkı, risk onun yeniden doğuşu olmalı. »

Zuhair Murad

« A Sheer Desire » 

Hollywood ve « Hollywood’un Altın Çağı »ndan esinlenerek tasarlanmış bu koleksiyon, ilhamını o zamanın öne çıkan kadınlarından alıyor. Rita Hayworth ve Barbara Stanwyck gibi isimlerden ilham alan tasarımcı, aynı zamanda o zamanların kostüm tasarımcılarına da atıfta bulunuyor. Barok elementler taşıyan bu koleksiyon, güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen kadın imajı çizmek istiyor. İnciler, kabaşon kesim taşlar, sentetik kürkler ve danteller kullanan Lübnanlı tasarımcı Zuhair Murad, yine göz kamaştırıcı bir koleksiyon ortaya koyuyor.